11 Ekim 2018 Perşembe

Başlıksız II


Bazı şeyleri konuşmayı sevmiyorum. Bir istisna olarak sen varsın, sadece sana anlatmak sadece seninle konuşmak istiyorum. Onlar anlatsam da anlamazlar. Oldukça açık olanı bile anlamıyorlar, en azından açık olanları anlamalarını bekliyorum. Hiçbir şey görmüyorlar, anlamıyorlar... Ben de anlatmıyorum, kendileri anlasın istiyorum. Sazdan sözden anlayana bir sivrisinek misali sözlerim var:

Büyük bir tahammül kovası var, içi kara delik gibi. İçine ne kadar büyük cisimler girerse girsin ufacık kalıyor. Her cisim bir damla kadar yer kaplıyor, eninde sonunda kova doluyor. Son seferde daha büyük bir cisim geliyor, bir kaç damla büyüklüğünde bir cisim. Haliyle kova taşıyor, tahammül mülkü yıkılıyor...

Bundan fazlasını anlatamam, gayri onlar anlasın...

Kelime çağrışımından aklıma gelen bir beyti seninle paylaşmak istedim:
Bilmezler hiç anlamazlar,
Sen burdasın, yanımda.


Paylaş:

3 Ekim 2018 Çarşamba

9 Eylül 2018 Pazar

13 Alıntı - I





Turan Yazgan, Japonya'da Maneviyat Eğitimi, TDAV Yayınları
s.6
Japonya, toprağı bizimkinden geniş veya verimli olduğu, madenleri bizimkinden çeşitli veya bol olduğu, insanları bizimkinden kuvvetli veya zeki olduğu için değil; milliyetçi, millî menfaatler uğruna fedakarlık gösterebilecek faziletli nesiller yetiştirmiş olduğu için bizimle mukayese edilemeyecek ölçüde gelişmiştir.

Paylaş:

25 Ağustos 2018 Cumartesi

10 Ağustos 2018 Cuma

İhanet



Gökyüzündeki kapkara bulutlar günlerdir güneşi esir almış vaziyette tepemizde dolaşıp duruyorlar. Etrafımdaki herkes oldukça gergin, kimsenin ufak bir şakayı kaldıracak kadar sabrı olmadığı çok açık. Hiç kimse ne şaka yapacak ne de ufak bir tebessüm edebilecek durumda değil. Herkes daha ağır daha sessiz hareket ediyor, gerekmedikçe konuşmamayı tercih ediyor. Bu insanları buraya topladığımdan beri ilk kez bu kadar ruhsuzlaştıklarını fark ediyorum. İnançları yitip gitmiş, kendilerini bekleyen sondan korkuyorlar. Tedirginler, geceleri uyuyamıyorlar.
Paylaş:

1 Ağustos 2018 Çarşamba

#818: Kitap Önerileri

*Bu yazıda kitap içerikleri hakkında keyif kaçırıcı bilgiler bulunmamaktadır.

Bütün o kavurucu sıcaklara, yüksek oranda seyreden boğucu neme rağmen, her türlü bahaneyi bertaraf edip kitaplardan uzak kal(a)mayanlara ve bu sıcaklığa rağmen hâlâ, bu sıcakta mı, demeden çay içenlere (evet bu sıcakta...) selam olsun!
Paylaş:

26 Temmuz 2018 Perşembe

Begonyalar

Kitaplarıma olan takıntımı ve kitaplarımla aramdaki bağı biliyorsun. Onları çocuklarımmışcasına (bu nasıl sözcükse artık) seviyorum. Uzun süredir çalışma masamın üzerindeki rafa kitaplarımın sığmıyor oluşundan şikayet ediyordum, bir üstteki iki kapaklı dolabın ortasındaki rafı bile doldurmuştum.
Paylaş:

18 Temmuz 2018 Çarşamba

Başlıksız I


Felsefeyi hiçbir insan ya da hiçbir toplum, zamanın birinde bulmadı. Felsefe insanlığın ortak yaratımı ve ortak mirası olan ilk gerçek insan eylemidir. Onun ortaya çıkması bin yıllar süren insan evriminin bir sonucudur. (s.123)

Paylaş:

11 Temmuz 2018 Çarşamba

Ben Hep Seni Düşünürüm


413. Gün 23.10


Dün olanları düşünüyordum. Aklımı mı yitiriyorum, sana kavuşacağım gün mü yaklaştı? Bugün birini sana benzetmeyeyim diye dışarı çıkmadım. O iğrenç kara ruhları taşıyan bedenleri sana benzetmek büyük hakaret olurdu!
Paylaş:

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Varsanı



412. Gün 23.47


Kabullenemiyorum. Sence bir gün kabullenebilecek miyim? Sanmıyorum. Bak hâlâ, hâlâ seninle konuşuyorum. Tamam belki delirmişimdir, belki var olmaman fikrini içime sindiremiyorumdur ya da yaşamamın tek yolu budur... Sen nasıl olmasını isterdin? Sanırım bunun cevabını biliyorum. Fakat bunu da kabullenemiyorum. Yine sana karşı asi davranıyorum, özür dilerim.
Paylaş:

26 Haziran 2018 Salı

19 Haziran 2018 Salı

13 Haziran 2018 Çarşamba

Makber


Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı,
Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı.
Şimdi buradaydı gitti elden,
Gitti ebede gelip ezelden.
Ben gittim, o hâksar kaldı,
Bir gûşede târmâr kaldı;
Bâki o enis-i dilden, eyvâh!
Beyrut'ta bir mezar kaldı.

Paylaş:

10 Haziran 2018 Pazar

Cengiz Aytmatov


 "Gözlerimi kapayabilir, kulaklarımı tıkayabilir ama düşünmeden edemezdim."

Cengiz Aytmatov, Sovyetler döneminde yaşamış ve dünya çapında tanınırlığa ulaşmış Kırgızistan Türk'ü yazarımızdır. Eserleri yaklaşık 200 dile tercüme edilmiştir. Henüz 10 yaşında iken babası Törekul Aytmatov, Sovyet hükümeti tarafından kurşuna dizilerek infaz edilmiştir. Kısa süre sonra II. Dünya Savaşı başlayınca Büyük Savaş'ın yoklukla geçen zor yıllarını babasız geçirmiştir. Yetişkin nüfusun büyük kısmının orduya alınması, Aytmatov gibi bir çoklarının çocuk yaşta istihdam edilmelerine neden olmuştur.
Paylaş: