Başlıksız #1


Felsefeyi hiçbir insan ya da hiçbir toplum, zamanın birinde bulmadı. Felsefe insanlığın ortak yaratımı ve ortak mirası olan ilk gerçek insan eylemidir. Onun ortaya çıkması bin yıllar süren insan evriminin bir sonucudur. (s.123)

Mustafa Topal'ın felsefeye giriş niteliğindeki, felsefeyi geniş kitlelere ulaştırmak amacı taşıyan "Felsefe Yenmez ama Tadına Bakabilirsiniz" adlı (bayaaa uzun bir adı var) kitabını okudum.

6 bölümden oluşan ve sohbet havasında geçen bu kitap, felsefe üzerine çeşitli sorulara yanıt veriyor. Esas konuyu ise felsefenin ne işe yaradığı ve felsefenin zorluğu oluşturuyor. Yazarımıza zaman zaman Zeynep ve Sercan isimli 2 çocuk ve "Bay Sağduyu" soruları ve görüşleri ile karşılık veriyorlar. Bu diyalogların yetişkin bireylere hitap etmediğini düşünüyorum, okurken benim gibi sıkılarak bu bölümleri atlamak isteyebilirler. Fakat bu diyalogların küçük yaştaki okurlara olumlu bir biçimde hitap edebileceğini düşünebiliriz. 

(Bu diyalogları hariç tutarak) Kitap geniş bir yaş kitlesine hitap ediyor. Bol bol verilen örneklerle konunun daha iyi kavranılması sağlanmaya çalışılmış. Yer yer ünlü filozofların görüşlerini de açıklamış ve örnekler vermiş.

Felsefe dışında günlük hayattan da örnek ve bilgiler vererek konunun pekiştirilmesi sağlanıyor. Örneğin felsefede kavramların filozoftan filozofa farklı anlamlar taşıyabileceğini, aynı kavramlarla kurulan aynı cümlelerin birbirinin tam karşıtı düşünceleri dile getirebileceğini bize şu örnekle açıklıyor:

Hristiyanlığı kabul etmeden önce çoktanrılı Romalılar tek bir tanrıya inanan Hristiyanlara tektanrıcı anlamında "ateist" diyor, kendi tanrılarına küfür ettikleri için onları dinsiz sayıyorlardı. Daha sonra Hristiyanlığın güçlenmesi ile birlikte "ateist" sözcüğünün anlamı tam tersine dönerek "tektanrıcı" değil "tanrıtanımaz" anlamını kazandı. Buradaki ateistlik yani "tanrıcılık" Hristiyanların yüce yaratıcısını kabul etmeyip eski çoktanrılı inanışlarda ısrar etmeyle ilgiliydi... Dolayısıyla br Romalı'nın dilinde "tektanrıcı" anlamına gelen "ateist" sözcüğünü bugün biz "tanrıtanımaz" anlamında kullanıyoruz. (s.155)



Bir başka örnekte ise felsefenin halk tarafından boş ve zor bir uğraş olarak görülmesinin bir nedeninin de felsefeciler olduğunu belirterek geçmiş ile günümüz arasında bir benzerlik kurarak düşüncesini açık bir şekilde sunuyor: 

(Geçmişte, Ali Baba ve Kırk Haramiler'de haramilerin "açıl susam açıl" diyerek mağaranın kapısını açmasına benzer bir şekilde Sümer din adamlarının sihirli sözcükler söyleyerek zigguratların kapılarını büyülü bir şekilde(!) açtıklarını, işin aslında kapının içeride duran başka bir din adamı tarafından gizli bir mekanizma ile kolayca açıldığından bahsederek)

Doktorun verdiği reçetedeki "anlaşılmaz" karalamalar, hukukçunun ağdalı ve eski sözcüklerle süslü dili, ilaç prospektüslerindeki -ilaç kullanım kılavuzu denmez nedense!- bol yabancı sözcükler, maden suyu şişesinin etiketindeki Latince kimyasal bileşikler ve virgülden sonraki bol sıfırlı miligramlar, TV ekranında deterjan reklamında rol alan laboratuvarda hassas aletleriyle çalışan biliminsanları... Bütün bu gösteri ve numaraların Sümerli ya da Babilli din adamının kurnazlıklarından özde hiçbir farkı yoktur. Bunlar halkın ulaşamayacağı bilginin gücünden ayrıcalık elde etme çabalarından başka bir şey değildir.(s.168-169)

Halk ile felsefe arasındaki kopukluğun yukarıdaki örnekte olduğu gibi bazı felsefecilerin felsefeyi  kendi çıkarları için kullanmalarına bağlıyor. Bu felsefecilerin eğitimsiz geniş yığınların zihin durumlarını göz önünde tutmadan felsefi düşünceyi zamanla çok soyut bir düzeye getirmelerinin felsefenin zorluğunun önemli bir nedeni olduğunu belirtiyor. Felsefe ile halk arasındaki kopukluğun evrensel bir olumsuzluk olduğunu da ekleyerek şöyle diyor yazar:
Felsefeye yönelik ilgisizlik ve felsefeyi yararsız-boş bir zihinsel çaba olarak ele alma şeklinde beliren bu olumsuzluğun gerçek sorumlusu felsefe değil felsefeci ve filozoflardır. (s.170)

Felsefeyi merak ediyorsanız ya da farklı türde bir kitap okuyayım diyorsanız bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Okurken sıkılmayacak, kısa sürede bitireceksiniz. 

Esen kalın!

5 yorum:

  1. 168.sayfadaki alıntın çok etkiledi beni.Aramıza hoş geldiniz.Takip butonunuzu bulamadım ama :(

    YanıtlaSil
  2. Felsefe mi benim o :D Aramıza hoş geldin

    YanıtlaSil
  3. Salamlar deepdən gəlirəm. Fəlsəfə ilə aram heç yoxdur desəm yeridir. Bu arada sizi də bloguma gözləyirəm https://kelimeleringucu1.blogspot.com/?m=1

    YanıtlaSil


Öne Çıkan Yayın

Makber

En Çok Görüntülenenler

Kategoriler

Arşiv

E-posta takip